Bir çoğumuz Paris İklim Anlaşmasının en azından adını duymuşuzdur. Gerek geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin bu antlaşmayı imzaladıktan 6 sene sonra nihayet meclisten geçirerek tasdik etmesi, gerekse de Biden yönetiminin seçimlerden galip çıkmasından sonra yaptığı ilk eylemlerden birinin antlaşmayı tekrar yürürlüğe sokması haberleri, bu antlaşmanın adını daha çok duymamıza sebep oldu. Peki nedir bu antlaşma?

Paris İklim Anlaşması, 2015 Aralık ayında Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı sonucunda ortaya çıkan, global sıcaklık artışını bu yüzyılın sonuna kadar 1.5 derecede tutmayı hedefleyen ve imzalayan taraf ülkelerin her birine ekolojik ayak izlerine dikkat etmeleri konusunda sorumluluk yükleyen uluslararası bir anlaşmadır. Bu anlaşmanın imzalanarak yürürlüğe girmesi sonrasında her ülkenin kendine düşen sorumlulukları ve karbon emisyonları ile paralel olarak almaları gereken önlemler vardır. Ortak sorumluluklardan biri de 2050’ye kadar bütün ülkelerin karbon emisyonlarını net sıfır seviyesine çekmeleri gerekliliğidir.. 

Küresel sıcaklıkların 1.5 derece artması kulağa çok değilmiş gibi gelse de bu sıcaklık dünya geneli ortalamasını simgelemektedir ve dünya genelinde yaşanan ortalama küçük bir sıcaklık değişimi bölgesel olarak belli iklim kuşaklarını veya ekosistemleri çok derinden etkilemektedir.

2016 yılı itibariyle yürürlüğe giren anlaşmada 197 ülkenin imzası bulunurken bunlardan 191’inde anlaşma yürürlüğe girmiş idi. Türkiye’nin de cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklaması sonrası TBMM’de anlaşmayı onaylamasıyla 2021 itibariyle anlaşma, 192 ülkede yürürlüğe girmiş oldu.  

Peki anlaşmanın imzalanıp yürürlüğe girmesi sonrasında ülkelere ne gibi sorumluluklar yükleniyor?

İlk olarak Paris İklim Anlaşmasına taraf olan her ülke, kendisine ve diğer ülkelere, karbon emisyonunu 2050’ye kadar sıfıra indirme sözü vermiş oluyor. Bunun yanı sıra her 5 senede bir taraf ülkelerden bir raporlama ve veri açıklaması bekleniyor. En son açıklanan verilere göre karbon emisyonunun 2030’a kadar yarı yarıya inmesi beklenirken tam tersi bir durumla karşılaşılmış ve emisyonun %13 arttığı ortaya çıkmıştır. Böyle bir durumda her ülkenin iklim değişikliğini önlemek için yapması gerekenler daha da önem kazanmıştır. 

Türkiye de 2021’de anlaşmayı yürürlüğe sokmasının ardından bir takım değişiklikler yapmıştır. Bunlardan biri de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın adının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilmesi ve bakanlığın bürokratik yapısında iklim değişikliğine de yer verilmesidir.

Dünya genelinde, iklim değişikliğine ve küresel ısınmaya engel olmak adına alınan önlemlerde en başarılı bölge olarak Avrupa gösterilebilir. Özellikle yeşil siyasetin her geçen yıl daha da önem kazanması ve koalisyon hükümetlerinde yer alması, Avrupa’nın Paris İklim Anlaşması bağlamında başarılı olduğunun altını çizmektedir. Örneğin Almanya, 2022 sonuna kadar bütün nükleer santrallerini kapatmayı planlamaktadır. Norveç, Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkeleri  de yenilenebilir enerjiyi yenilenemeyen enerjiye kıyasla çok daha fazla kullanmaya başlamıştır. Bu gibi örnekler Avrupa’nın iklim kriziyle mücadelede başarılı olduğunu göstermekle beraber unutulmamalıdır ki dünya genelinde karbon emisyonunun en çok olduğu ülkeler arasında da yine Avrupa Birliği ülkeleri vardır. 

Bu anlaşmaya göre gelişmiş ülkelerin gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere göre daha çok sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumun sebebi de gelişmiş olarak nitelendirilen ülkelerin karbon emisyonunun, gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelere göre çok daha yüksek oranlarda olmasıdır. Paris İklim Anlaşması bu eşit olmayan durumu tanımış ve eşitlikçi bir yaklaşım yerine adil bir yaklaşımı tercih etmiştir. Dünya geneli karbon emisyonunda en başta gelen ülkelere en çok sorumluluk düşmektedir. Başlı başına Çin, 2017’de dünya karbon emisyonunun %29’unu gerçekleştirmekte, onu sırasıyla %14’le ABD ve %9’la Avrupa Birliği izlemektedir. Türkiye bu listede yer yer değişiklik göstermekle beraber %1.03’le 16. sırada yer almaktadır.

Paris İklim Anlaşması ve etkileri hakkında söylenebilecek çok söz var fakat yazımı noktalarken söylemek isterim ki dünya iyi bir yere gitmiyor ve her geçen gün karbon ayak izinin arttığını görüyoruz. Bu durumun önlenmesi, iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın önüne geçilmesi için global olarak alınan önlemler yeterli olmasa da en azından adım atılmaya başlandığını görmek içimizi bir nebze de olsa rahatlatıyor. Yeterli olmaktan çok uzak olan bu önlemler, potansiyeli yüksek vizyonlu önlemler olarak karşımıza çıkıyor. Paris İklim Anlaşmasıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler için The Economist’in makalesini, İngilizce olduğunu belirterek öneriyorum ve yazımı burada noktalıyorum.  (Buradan makaleye ulaşabilirsiniz: https://www.economist.com/interactive/paris-climate-agreement-annotated/?gclid=Cj0KCQjw6pOTBhCTARIsAHF23fIfZGwgOtP9Jci576FE9XJ6bQa5ft_9EIs6Vi-D4TAhZQXluL7A0yoaAnD8EALw_wcB&gclsrc=aw.ds )

KAYNAKÇA

https://www.worldometers.info/co2-emissions/co2-emissions-by-country

https://www.statista.com/statistics/1054801/carbon-dioxide-emissions-share-by-country

https://unfccc.int/process-and-meetings/the-paris-agreement/the-paris-agreement

https://royalsociety.org/whats-new/2050-challenge/#:~:text=As%20part%20of%20the%20Paris,net%20zero'%20by%20around%202050.

https://www.aa.com.tr/tr/cevre/paris-anlasmasi-turkiyede-yururluge-giriyor/2415695#:~:text=Paris%20Anla%C5%9Fmas%C4%B1%2C%20Aral%C4%B1k%202015'te,bu%20say%C4%B1%20192'ye%20%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1.

https://www.economist.com/interactive/paris-climate-agreement-annotated/?gclid=Cj0KCQjw6pOTBhCTARIsAHF23fIfZGwgOtP9Jci576FE9XJ6bQa5ft_9EIs6Vi-D4TAhZQXluL7A0yoaAnD8EALw_wcB&gclsrc=aw.ds